Yemeğe çorbayla başlamanın toplam yenen miktarı azalttığı sık söylenir. Bu iddianın dayandığı çalışmalardan birini, yani Julie Flood ve Barbara Rolls’un 2007 tarihli çalışmasını ve sınırlarını özetliyoruz.
Ne test edildi?
Pennsylvania State Üniversitesi’nde yapılan çalışma, öğünün başında çorba yemenin toplam yemek miktarını azaltıp azaltmadığına ve çorbanın biçiminin fark yaratıp yaratmadığına baktı. Aynı malzemelerden (et suyu, sebze ve tereyağı) dört çorba hazırlandı: et suyu ile sebzenin ayrı verildiği, parçalı, yarı püre ve tam püre. Her biri çorbasız kontrolle karşılaştırıldı.
Altmış yetişkin (30 kadın, 30 erkek) beş hafta boyunca haftalık öğle yemeklerine katıldı. Çorbadan sonra domates soslu makarna servis edildi; yemekler tartıldı, açlık ve doygunluk ölçeklerle puanlandı.
Ne bulundu?
Herhangi bir çorba, ana yemekte yenen miktarı çorbasız duruma göre azalttı. Çorba ve ana yemek birlikte düşünüldüğünde öğünün toplam enerjisi yaklaşık yüzde 20 düştü. Katılımcılar ağırlıkça daha fazla yemek yedi; öğünün enerji yoğunluğu düşmüştü.
Çorbanın biçimi yenen miktarı, açlığı ya da doygunluğu anlamlı biçimde değiştirmedi. Koyu çorbalar daha doyurucu ve daha kalorili bulundu, ama bu yenen miktarı etkilemedi.
Sınırları neler?
Çalışmada tek bir çorba tarifi ve tek bir test yemeği kullanıldı; katılımcılar bir üniversite topluluğundandı ve çalışma kısa süreliydi. Uzun vadeli kilo değişimi hakkında bir şey söylemiyor. Yazarlar kalınlıkla parçalılığın birlikte değiştiğini, mekanizmaların doğrudan ölçülmediğini de belirtiyor.
Ayrıca bu çorbalar et suyu, sebze ve tereyağıyla yapılmıştı. Terbiyeli, yağlı ya da etli Türk çorbalarının aynı etkiyi gösterip göstermeyeceği bu çalışmayla bilinmez. Çorbaların genel çerçevesi için çorbanın faydaları yazısına bakabilirsiniz.
Kaynaklar: Flood ve Rolls, Appetite 2007: Soup preloads in a variety of forms reduce meal energy intake